The Fame Monster
Blogumu sadece anime&manga değil genel olarak benim zevklerimi içeren bir yere dönüştürmemin ilk safhası. Biliyorsunuz ki Lady Gaga’nın 24 Kasım’da yeni albümü “The Fame Monster” çıkacak. Ben de sizler için önceden bulup, dinleyip, tek tek değerlendirip, bloguma koydum. Bakalım Lady Gaga yeni albümünde neler yapmış.
Bad Romance
Bu şarkıyı ilk dinlediğimde sevinçten bayılmış, heyecandan yerlerde yuvarlanmış hatta ve hatta bir an kendimi tekrar toparlayamayacak kadar delirmiş hissetmiştim. “Ra Ra-ah-ah-ah Roma Roma-ma GaGa Oh la-la Want your bad romance” bölümlerinde kısa tramvalar geçiriyordum. Şarkı bütünüyle içimdeki canavarı dışarı sürüklüyordu. “Walk walk fashion baby work it Move that bitch c-razy” bölümü beynimin 72,9%’unu Lady Gaga’nın kontrolü altına bırakıyordu. Taa ki diğer şarkılara geçene kadar. Aslında ilk single olarak Lady Gaga bundan daha iyisini yapabilirdi fakat yine de bu da yeterince tatmin ediciydi. Daha sonra da klibini izledim ve diyecek tek kelime bulamıyorum. “Je veux ton amour Et je veux ta revenge Je veux ton amour I don’t wanna be friends!”
Beni eğlendirmesi, gaza getirmesi ve gerçekten hoş ritminden dolayı 4 fışkı veriyorum.
Alejandro
Ah o keman… Başındaki o keman… ve ardından Lady Gaga: “Uh-ah-uh-uhh” Bu şarkının ilk demo versiyonunu dinlemiştim. Gerçekten de demo ve official arasında fark var! Şarkıyı dinlediğimde -her ne kadar şarkıyla alakası olmasa da- “Baby One More Time” dansı yapasım geliyor. Bu şarkı “Bad Romance”den sonra beynime iyi zarar verdi ve odamın dört duvarından ikisinin adını “Fernando ve Roberto” koydum. (Diğer ikisine n’oldu diye sormayın, sabredin.) Heralde “Alejandro, Fernando ve Roberto” gibi isimlerden olsa gerek şarkı hep bana Meksika’yı hatırlatıyor. Şarkı albümdeki diğer şarkılara göre kendini daha çok belli ediyor.
Başındaki keman ve bana Meksika’da tekila içtiğim günlerimi hatırlattığı için 3 fışkı veriyorum.
Monster
Her ne kadar bilgisayar efektleriyle çocuklaştırılan seslerden nefret etsem bu şarkıda “He a-a-ate my heart” kısmında kullanılan efektten midir yoksa şarkıya yakışmasından mıdır bilemem fakat gerçekten müthiş! Lady Gaga’nın “But I can’t stop staring in those evil eyes” kısmını söyleyişine gerçekten bittim. Bunların dışında şarkı hızlı aynı ritim üzerinde ilerleyen bir şarkı. Bir anda sıkıcı gidecekmiş gibi geliyor fakat sonradan aklına diline heryerini takılıp seni zaptediyor. Bu şarkı albümden single olarak çıkmazsa gerçekten çok yazık olacağını düşünüyorum.
Kesinlikle insanı baştan çıkartan bir şarkı olmasından dolayı 3 fışkı veriyorum.
Speechless
İşte bu! Gerçekten! Lady Gaga bir kez daha yavaş/hüzünlü şarkılarda ne kadar mükemmel olduğunu gösterdi! Bu şarkıyı ilk dinleyişimin ardından bir 10 defa dinledim. Piyano ile Lady Gaga’nın başka bir muhteşem uyumu diyorum. Şarkı sanırım Lady Gaga’nın annesi tarafından babası için söyleniyor. İnsanı derinden etkileme potansiyeli oldukça yüksek. *camdanatlar*
Lady Gaga’nın yazdığı/bestelediği en güzel şarkı olduğu hakkında herkesle tartışabilirim. -5fışkı-
Dance In The Dark
“Depdepdibepbep” Bu şarkı ise sıyırmama yardımcı olan bir başka şarkı. Duvarımın diğer iki adını ise Judy ve Sylvia koymamı gerektirdi. Şarkının size güneş gözlüklerinizi taktırıp disko havasında dans ettireceğine eminim. Şarkıda en çok ilgimi çeken yerler: “Silicon, saline, poison inject me” gerçekten iğneleyici bir başlangıç olmuş. “Work your blonde (Jean) Benet Ramsey We’ll haunt like liberace Find your freedom in the music Find your jesus Find your kubrick.” köprüsü. Bu ilginç kelime dizesinden çok değişik anlamlar çıkarılabilir.
Kulağa hoş geliyor ve güçlü bir şarkı sayılabilir, 4 fışkı.
Telephone
Hmm. Beyoncé ile yapılan düet şarkı. Güzel diyip geçeceğim. İnsanı eğlendiriyor, oynatıyor ve bitiyor. Az, öz, kısa. Ama sorarsanız ki Beyoncé’nin Video Phone (ft.Lady Gaga) mı yoka Lady Gaga’nın Telephone (ft. Beyoncé) mi? Kesinlikle, Telephone. Zaten Video Phone’un klibine az daha kusuyordum.
Bu şarkı sanırım Beyoncé olmadan da olabilirdi. 3 fışkı.
So Happy I Could Die
Lady Gaga’nın tekerleme tadındaki şarkısı diyeyim. Her ne kadar şarkıda sözden çok “Eh-eh, aha-aha” gibi çığlıklar yer alsa da albumün ortalamasını geçen bir şarkı diye düşünüyorum. En güzel bölümün ise “Happy in the club with a bottle of red wine Stars in our eyes ‘cuz we’re having a good time” olduğunu düşünüyorum. Bir berber bir bere gel beraber…
Bu şarkıya da beni mutlu hissettirdiği için 3 fışkı veriyorum.
Teeth
Arap pazarlarından düdükleriyle vazodan yılan çıkarmaya çalışan amcalarımızı, kiliseden çığlık atan şişko zenci bayanlarımızı, ramazanları başımıza bela olan davulcularımızı ve “Show me your teeth” diye çığlık atarak ahlaksız teklif yapan Lady Gaga’yı alın bir şarkıya tıkın. İşte size, Teeth! Gerçekten süperbir şarkı. İlk dinlediğimde aklıma Alaaddin’den “Prince Ali, Ali is he…” şarkısı geldi.
Bu şarkıya da albumün ortalama şarkısı ödülü ve 3 fışkı veriyorum.

